ENGLISH
Him speaking about his past:
1963, shortly after graduating from Academy of Arts, I received an invitation to become an assistant instructor for photography under the graphics department. I was the only one among the seven graphic arts graduates who was interested in photography and who owned a camera. After two years of working as an assistant instructor, I was invited to Vienna by the government of Austria to study master degree on photography. At the end of that year in Vienna, I opened my first exhibition. By the time I returned to my own land, Turkey, my view on photography was profoundly changed.

In those times in Istanbul, photography was only subjected towards taking pictures of the sunsets, national zoo at the Park, flowers  and fruits on the branches. Sometimes a photographer would be hired for history or tourism promotions. In terms of art, some portrait photography was being done but that's all.

I will never forget, the master photographer of our teachers, Şinasi Barutçu exhibited his works and the subject was "cherries on the branch".

Because of the fact that I was coming from the graphic arts field, my view on photography was quite different. I was curious about exploring the not yet discovered techniques and putting more emphasis on composition instead.

One morning, my German professor, Frank Mezger called me to his room. He wanted to share with me some of his most recent slides. That was the day that he changed the way I thought of photography from it's roots. Since then I realized that I can take pictures of old rusty panels or collapsed brick walls or the textures of an old wooden house and say, "it is not about the subject, it is all about the composition of shapes, colors and textures".

One incident was that I photographed a panel on a fisherman's boat in Eminönü. It was a graphic composition of red circles and blue stripes. When I shared this work with my master at my class to get his critique, I was told that there should have been some fish shinning like silver to make this picture better. I couldn't help but laughing. No matter if I had upset my master, to me it was so obvious that I was only interested in the movement that those shapes and colors created in my composition.

Photography is not displaying what the lens can see. And it will be an art proportionally to the amount the photographer pours in his feelings and thoughts in his picture taking. Lens will only look, but the photography sees it.

Nature provides us the infinite amount of beauty made of such combinations of these components. If I need to put it in a few words, only thing I do is to detect the dance of the shapes, colors and textures and picture it through my lens.

It was three years later that I was replaced with another assistant instructor. Very sadly and without my will, I discontinued my work at school.

I quickly set up my studio in Cağaloğlu and worked as a graphic artist and  commercial photographer. I worked so many years here also designed the ceramic patterns for Çanakkale Seramik. Later on moved to this factory's central location and created the department for motive film making and photography studio for them. I continually worked photographing the factory's sectors on the helicopter.

8 years later I retired from this company and put an end to my working life.


These moments of writing this biography, I am resting and living my last years of my life in the gardens of my house in Şile, Istanbul.

I thank my son Murat Erdemsel very much for making this book of my art which will also be holding this short biography in it's early pages.

TÜRKÇE
Kendi geçmişini anlatıyor:
1963 Yılında, Devlet Tatbiki Güzel Sanatlar Yüksek okulundan ilk dönem mezunu olduğumda, grafik sanatlar bölümünün fotoğraf dersinde çalışmak üzere asistanlık teklifi aldım. O yılki yedi grafik bölümü öğrenciden fotoğrafa meraklı ve makinesi olan tek öğrenci bendim. İki yıl süren çalışmanın ardından, Avusturya hükümetinin daveti ile Viyanada, yüksek grafik sanatlar okulunda bir yıl süren renkli fotoğrafılık öğrenimine çağrıldım. O yılın sonunda Viyanada ilk fotoğraf sergimi açtım. Yurda dönüşümde, fotoğraf sanatı hakkındaki görüş ve düşüncelerim önemli ölçüde değişmişti.

O yıllarda fotoğraf konuları çok kısıtlı idi -güneşin batışı, Gülhane Parkindaki hayvanat bahçesi, Yıldız Parkındaki çiçekler, ağaç dalından sarkan meyveler ve tarihi ve turistik konularının dışında pek fotoğraf çekilmezdi. Sanatsal fotoğraf olarak biraz portre çalışmaları yapılırdı. Hiç unutmam, okulumuzdaki bir fotoğraf sergisinde, o zamanki hocalarımızın hocası olan Şinasi Barutçu'nun fotoğraf konusu bir kiraz ağacının dalıydı.

Ben grafik eğitimi aldığım için, fotoğraftaki görüşüm oldukça farklıydı. Düşünülmemiş yeni konuları aramakta ve daha çok kompozisyon ağırlığı olan fotoğraflar çekme merakındaydım.

Temel sanatlar eğitmeni olan alman hocamız Frank Mezger beni bir gün odasına davet edip bana yeni çekmiş olduğu dialarını gösterdi. O gün fotoğrafçılık alanındaki görüş alanim bir daha geri dönmeyeceksine değişti. Artık paslı saç levhalarının, yıkık bir tuğla duvarının veya eski bir ahşap evin dokularının fotoğrafının çekilebilceğini ve önemli olanın "konu" değil, o konuyu meydana getiren şekillerin renklerin ve dokuların kompozisyonu olduğunu fark etmeye başlamıştım.

Bir seferinde, Eminönündeki balıkçı tezgahlarının bir fotoğrafını çekmiştim. Kırmızı yuvarlakların mavi çizgiler ile olan grafik bir kompozisyonuydu. Bu fotoğrafı, eleştirmesi için hocama gösterdiğimde bana "-Bu tezgahın üzerinde gümüş gibi parlayan balıklar olsaydı daha güzel olurdu" demişti. Bende bu söz üzerine kendimi tutamadan gülmüştüm. Hocam bana çok kızmışta olsa, benim için önemli olan o fotoğraftaki renklerin ve şekillerin uyumla dizilmesi ve göze güzel görünen bir hareketin oluşmasıydı.

Benim için fotoğrafçılık, objektifin gördüğünü aktarmaktan çok daha ötedir. Bir fotoğraf çekenin gözü ile, duygu ve düşüncelerini katıği oranda sanatsallaşır. Objektif

yalnızca "bakar", ama onu kullanan sanatçı ise "görür". Şekil, renk ve dokuların oluşturduğu olası güzellikler doğada sonsuz sayıdadır. En öz şekli ile özetlemek gerekirse, benim yaptığım bu öğelerin dansını görebilmek ve onları objektifimle resmedebilmektir.

Asistanlığımın üçüncü yılında, benim yer aldığım bölüme ve derse, diğer bir kimsenin asistan olarak yerleştirilmesinden ötürü, çok üzülerek ve istemeden okuldan ayrılmak mecburiyetinde kaldım. Cağaloğlunda bir reklam atölyesi açarak grafikçilik ve reklam fotoğrafçılığı yapmaya başladım. Bu atölyede uzun seneler çalıştım. Aynı zamanda Çanakkale Seramiklerinin fayans desenlerinin çizimlerini ve serigrafi filimlerini hazırladım. Hatta sonrasında fabrikanın Çan daki tesislerinde Desen Fim Merkezini kurarak aynı işleri fabrika içersinde sürdürdüm. Bu senelerde tesislerin helikopterden fotoğraf çekimlerini sürdürdüm. Sekiz sene sonrasında buradan emekliye ayrılarak bu işlerime son verdim.

Bu biyografinin yazıldığı şu esnada Şiledeki evimin bahçesinde, doğanın güzellikleri

içersine ömrümün son yıllarını geçirmekteyim.

Bu biyografinin yer alacağı bu kitabin hazırlanmasında emekleri olan oğlum Murat Erdemsel'e çok teşekkür ederim.












ENGLISH  /  TÜRKÇE

KODAK  ED-3
5
5 A
6
4 A
4
3 A
3
KODAK  ED-3
5
5 A
6
4 A
4
3 A
3

Taçay Erdemsel

Photo Graphic WORKS

FotoGraFİK ESERLERİ

FELSEFE

GALERİTacayGallery/TacayGallery.html
KİTAPTacaysBook.html
BOOKTacaysBook.html
GALLERYTacayGallery/TacayGallery.html

PHILOSOPHY